2 yorum var - 09 Ağustos 2008 14:30
“HÜZÜNLÜ ÜZÜNTÜ KIRKİKİNDİLERİ”
Yere ulaşamadan
Tebahür etmiş bir yağmur damlasısın sen.
Gözyaşın bile
Toz olmuş, duman olmuş…
Ve gül rengi şaraplar içiyorum
Dikenleri kadehime batan,
Dikenleri kalbime saplanan…
Hâlâ yoksun!
Hain rüzgârların savurup
Bulutlara gömdüğü bir yavru kuşsun sen.
Öylesine çaresizsin ki…
Sesin çığırır olmuş,
Ağıt olmuş, feryat olmuş, nida olmuş…
Ve kan misali şaraplar içiyorum
Kaybı öldürücü,
Akıbeti meçhul…
Hâlâ yoksun!
Bir şehre alışmışçasına sıkılıyorum
Seni aramaktan.
Yeni bir yıla değil,
Yeni bir güne girebilmenin sevincini
Yaşayacak kadar duygusallaşıyor,
Karamsarlaşıyor, paramparçalaşıyor
Ve yine de,
Sıkılıyorum…
Denizlere dökülmüş
Nehirler gibi yanıp tutuşuyorum.
Yokluğunu varlığıma katıyorum
Ve bir türlü artamıyorum.
Hep eksik,
hep eksik kalıyor ve çırpınıyor
İçimde gizli öznesi ‘sen’ olan cümleler.
Bağlarına hasret kalmış
Üzümlerin şaraplarını içiyorum…yoksun!
İ. Kürşat Çetin
27. 04. 2006
Denizli
(Kaçak Yayın'da yayımlanmıştı.)